24 Nisan 2011 Pazar

23 nisan 2011

23 NİSAN
Bu 23 nisan eve yakın tek vasıtayla ulaşabileceğimiz yerlere plan yaptım. Aslında Beşiktaş İnönü Stadı kutlamalarına katılmaktı niyetim. Hava serin. Yollarda sürünmeyelim diye vazgeçtim. Cumartesi Oyuncak Müzesi, sonrasında Caddebostan parkı, yürüyüş.,veya Özgürlük Parkı .,Pazar günü ise sabah Cinderella kül kedisi tiyatro, öğleden sonra ise Üsküdar Validebağ korusu. Buraya daha önce hiç gitmemiştik. Akşamdan bayrağımızı astık salonun camına. Yarın çocuk bayramı.hep beraber kutlayacağız diye anlattım yavrulara. Hayır parka gidelim dediler. Tamam zaten parka da gideceğiz. Sirke gidelim anne. Sirk gitmiş annecim. Gelirse yine gideriz. Ertesi sabah erkenden kalkıp, kahvaltımızı ettik. En güzel elbiselerimizi giydik. (İpeğin son aylarda bir prenses sevdası var. Elbiseyle yatıp kalkıyor. Selma teyzeyide alıp çıktık yola. Düşüncem yaşları uygun olmadığından aktivitelere katılmak değil hep beraber oyuncak müzesini gezmekti. Daha önce buraya geldiğimizde bebektiler. Bu sefer daha keyifli oldu. Biraz daha anlayarak dolaştılar. Hele en altta bulunan denizaltının içindeki akvaryuma bayıldılar. İlk pamuk şekerlerini yediler.

İki defa gelmeme rağmen, ilk defa geziyormuş kadar zevk aldım. Çıkışta İpek müzenin girişindeki zürafaların sırtına çıkmak istedi. İki gözü iki çeşme. Kızım bak çok yüksek. Bizim bile boyumuz yetişmiyor. Zar zor ikna edip Caddebostan’a yöneldik. Kültür merkezini keşfedip, sonrasında ver elini park. Çimlerde koş, kay, sallan. Kay kay , paten kayanlara imren. Anne lütfen bizde paten alalım yalvarışlarını dinle. Tamam bir sene sonra söz alacağız. Daha küçüksünüz. Dayanamayıp scooter araştırması yap. Spor malzemeleri satan mağazaya gir. Çocuklar için olan kay kay dene, skooter denet. Ayak numaralarına göre paten yok. Erken olduğuna karar ver. 3 tekerleklilerden vazgeçme. Sahile geri dönüp , denize taş at, yosun kokusu eşliğinde. Deli gibi yoğun bir kışın ardından Ahh tatil diye iç geçir. Yere oturup kumlarla oyna ve güneşin batışını izle. Güneşle ilgili soruları cevapla. Bakın birazdan tamamen kaybolucak, ertesi sabah tekrar doğmak üzere. Eve bir poşet dolusu kum deniz kabuğu ve taş götür.
Yolun yarısında, anne sen taşı çok ağır. Bir dahaki sefer taşıyabileceğin kadar al lütfen. Vee her aksiyonlu günün ardından olduğu gibi eve dönerken arabada uyu. Ertesi gün sabah 11 de oyun başlıyor. Tiyatro Mie’nin Kül kedisi Cinderella. Tiyatroya gitmeyi pek seviyorlar. Arkalardan bilet bulmamıza rağmen, Kozzy de koltuk düzeni harikaydı ve hiç sorun yaşamadık. Pür dikkat dinlediler. İpek 2. perdenin başında çişim geldi deyince, babayla tuvalete gittiler. Halbuki arada Sencer i tuvalete götürdüm. İpek benim yok demişti. Demek ki çocuk aklına her zaman uymayacaksın. Yerine oturana kadar, balkabağı ve farelerden oluşan at arabasını sahnedeyken göremedi.
En sevdiği hayvan atlar. Aklına geldikçe lütfen gerçek atlara gidelim diyor. Oyundan sonra Validebağ korusundaki panayıra geçtik ve hayal kırıklığına uğradık. Çok kalabalık ve vasattı ortam. Çok geçmeden terk ettik alanı ve öğretmen evinde konaklayıp, koruyu kendimiz gezmeye karar verdik. Oldukça bakımsız bu koruda kozalak , meşe palamudu, küçük kırmızı meyveler topladık. Kuş seslerini dinledik. Börtü böcek bitki çiçek keşfi yaptık. Aniden kakam geldi dediler. İkisi birden. Önüm arkam, sağım solum sobe değil ağaç... Nereye götüreyim şimdi sizi, biraz tutun. Anne çok sıkıştııım. Bir kuytu köşe bulup yaptırdık sırayla. Babamızda onları gömdü toprak çalı çırpıyla. Bir yandan rahatsızlık duydum bu durumdan, bir yandan yetiştirebileceğim bir yer bulamadım. Dönüşte Koşuyolu parkında oynadık. Kuşları köpekleri sevdik. Her gördüğümüz köpeği sahibinden izin alıp seviyoruz İpek sayesinde. Vee günün finali erken uyuyan çocuklar ve mutlu anne...

22 Mart 2011 Salı

İKİ azı dişi ,İKİ bıldırcın

5 gün oldu . 2 azı birden çıkıyor. Ateş basıyor. Anne ağzım ağrıyor. Biliyorum oğlum. Dişlerin çıkıyor. O yüzden. Şurup içmicemmm. Ağzımı yakıyor. Bak oğlum içersen ağrın kalmayacak. Hem oyun oynamaya halin olacak. İkna olmuyor. Nasıl içireyim. Pekmezli suyun içine koy , olmadı meyve suyunun içine kat, kayısı kompostosunun içine kat. Son bir aydır hergün şurup içiyor. Günde 3-4 posta. Öncesinde grip olmuştu. Bıkmış olmalı. Ateşli baygın baygın yatıp ağlıyor. Elini yüzünü yıka, ıslak bez koy alnına. Çıkar kıyafetlerini. Yine aynı terane fitilmi alsaydım. Burnunu sık. Ağzına dök diyorlar. Yapamam. Hiç zorla bişey yapmadık ki onlara. Yok en iyisi sütün içine karıştırayım. Önce ½ sulandırayım. Biliyorum süte hayır demez. Süt ilacın etkisini yok edermiş. Mecbur kalınca denedim. Anne sen ne kattın buna dese de . Hiçbişey annecim. Nasıl cin. Bir süre sonra ateş azaldı. Oğlum cana geldi. Taki 4-5 saat sonrasına kadar. Kaç günde çıkar bu azılar. Diğerleri çıkarken hiç anlamadık. İpeğinkileri kontrol ettim , onunkiler çoktan çıkmış bile. 4 tane. Huysuzlandığını hatırlamıyorum. Yada grip zannettik. Sencerin 2. azılar çıkıyor. 6.gün maaşallah hiç ateş yok. Sağdaki iyice belirginleşmiş, soldaki yeni yeni beliriyor. Ertesi gün ben işyerindeyken çocuklar aradı .Anne kuş aldık . Nasıl yani. Babaanne ve dede ile pazara gitmişler. 2 tane bıldırcın, birinin adı pamuk. Çünkü beyaz. Diğeri kızıl kahve kırçıllı. Adı kavun . Gelirken kutuyu onlar taşımış. Bi defada yere düşürmüşler. Olmaz öyle kutu içinde. Kafes bulma telaşı sardı şimdi. Cem tabiî ki ben yaparım dedi ve ekledi akşam Bauhaustayım beni merak etmeyin .

Aslında bi yandan üzüldüm. Son derece karşıyım hayvanların kapatılmasına kafeslere. İsterim ki toprakta eşelensin . Böcek, ot yesin. Doğal ortamda olsun. İşten dönünce kapıdan elimi kolumu çeke çeke kutunun yanına getirdiler beni. Ta ta ta taaaam İşte kuşlar. Nasıl heyecanla anlatıyorlar. İpek habire eline alıyor. Bi defasında kakasını yapmış eline. Biraz yem biraz su. İki tanede mısır koçanı içinde. Çocukken 5.katta 2 civciv balkonda beslemiştim. Büyüdüler büyüdüler .Birgün balkonun pervazından apartmanın bahçesine uçmuşlardı. Hiçbişey olmadı. Aşağıda otlamaya devam ettiler. Koştum aldım yukarıya. Sonra temelli ayrılığımız bigün dudağımı gagalamasıyla mahalle kasabında oldu.. Bugünse bıldırcınlarla ilgili tek bildiğim şey yumurtalarının faydası. Açtım interneti. Nasıl bakılır, ne yer, nerede ne kadar yaşar bu kuşlar. Evde tubitakın civcivler ve yumurtaları diye bir kitabımız var. Onu okuyayım çocuklara . Tek tek baktım sayfalarına bıldırcınlarla ilgili hiçbişey yazmıyor. Kuşlar ellerinde. Babaanne mutfaktayken, yavrular çıkarmışlar kuşları. Dolabın arkasına girmiş. Babaanne koooş. Kuş kayboldu. Bulup tekrar kutusuna koymuşlar. Bide kakasını yapmış yere. Sencer babanneye elletmemiş. Ben kendim ıslak mendille sileceğim.

Bakalım ileriki günlerde kuşlarla maceralarımız nasıl olacak. Şimdilik sadece anlatıyorum. Kuşların yanında alçak sesle konuşalım. Çünkü onlar çok ufak ve korkarlar. Elimizde nazikçe tutalım. Ellerimizi sık sık yıkayalım. Ertesi gün dede yumurtacıdan saman almış gelmiş. Baba ahşaptan kafes yaptı içine samanları doldurdular. +3 bıldırcın daha geldi. Oldu mu 5 tane. suluklar , yemlikler alındı. Bizimkilerde bi heves. bence ev ortamında yumurtlamaz. Yumurtlayacaklar mı acaba . Yahu hergün mıncıklanan hayvan yumurtlar mı . Bekleyişteler….

9 Şubat 2011 Çarşamba

Çocuk tiyatrosu oyuncuları çocukları çok sevmeli

Son zamanlarda gittiğimiz birkaç oyun. Kırmızı başlıklı kız. (tomurcuk çocuk tiyatrosu), alis harikalar diyarında ve Cinderella Kül Kedisi(tiyatro mie), bir kümes müzikali (tiyatro alkış). Sokak kedileri (Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları'nın. İçlerinde en çok Tiyatro Mie 'yi beğendim. Neden mi? Bir çocuk oyunu hem eğlendirmeli hem düşündürmeli hem öğretmeli. Çocuklar hayatı oyunla tanırlar. Bu nedenle oyunun yazılması ve sahneye konulmasında, çocuğun gelişimsel özellikleri, psikolojisi, soyut ve somut olanı ne zaman anlayacağı çok iyi bilinmeli. Sınırsız hayal güçleri var yavruların. Çocuğun seviyesine inip bakmalı oyuna ve anlamayacağı kavramlar verilmemeli. Olaylar neden sonuç ilişkilerine bağlı, küfür olmayan ve iyilerin kazandığı sonlar olmalı. Bir kümes müzikalinde çok bozulmuştum, oyunculardan biri aptal diye bağırmıştı sahnede. Çocukların dikkat sürelerinin kısa olduğu bu yaşlarda ses ve beden dilini iyi kullanmalıdır.
Çocuklar gördükleri hareketi taklit ederler ve çevresindeki davranışları örnek alırlar. Dolayısıyla çocuk, oyunu davranışa dönüştürebileceği için mesaj iyi aktarılmalı. Örneğin doktordan, karanlıktan vs. korkan bazı çocuklar, seyrettikleri oyunun olumlu etkisiyle korkularında azalma görülmüş.
Yavrularımla gittiğimiz tüm oyunlarda pür dikkat oturup izlediler, kimi zaman alkışla karşılık verdiler. Kimi zaman yüksek sesten korkup boynuma sarıldılar. Saklambaç, körebe gibi oyunlar öğrendiler. Acaba oyunları, çocuk oyuncular oynasa daha mı hoş olur diyorum bazen.

17 Ocak 2011 Pazartesi

AİLE İÇİ İLETİŞİM SEMİNERLERİ-1

“Çocuk Olmak ve Pozitif Disiplin”
Çocuğunuzla ilişkinizde sınır koymakla ilgili bir belirsizlik ve kararsızlık mı yaşıyorsunuz?
...Ne zaman “hayır” diyeceğinizle ilgili aklınız karışıyor mu?
Çocuğunuz söz konusu olduğunda kural koymakla ilgili sorunlar yaşıyor musunuz?
Uçlar arasında gidip gelmek, bir çocuğun gözünden bu tartışmaya kulak vermek, empati yeteneği güçlü bir ebeveyne dönüşmek, gerçek vak’a örneklerini dinleyip fikir üretmek için Uzman Psikolog Iraz Toros Suman’ ın konuşmacı olduğu Aile İçi İletişim Seminerleri’ nin ilkine, Pozitif Disiplin hakkında konuşmaya davetlisiniz..
Tarih: 23 Ocak 2010, Pazar, 14:00- 16:00 Yer: Bizden1e, Kişisel Gelişim Merkezi, Bostancı Ücret: 25 TL. Kayıt ve Bilgi Almak İçin: iraztoros@yahoo.com
* Katılım kontenjanla sınırlıdır.Katılmak isteyenler 21 Ocak Cuma gününe kadar kayıt yaptırabilirler.
*** 1980 doğumlu Iraz Toros Suman, İstanbul Bilgi Üniversitelerinde aldığı psikoloji lisans eğitiminin ardından bir kadın sığınma evinin kurucu müdürlüğünü yaptı. Bu deneyim aile içi iletişim problemlerinin geldiği son noktaya şahit olmasını; böylece çocuklarla çalışmanın önemini kavramasını sağladı.Bu dönemde uzmanlığını tamamladı ve tezini “aile içi şiddet” üzerine oluşturdu. Kadın sığınma evinde kurduğu oyun odası herşeyin başlangıcıydı. Sağlık bakanlığı çalışanı olarak geçirdiği yıllarda çocuklarla ilgili ölçme-değerlendirme süreçlerinde aktif olarak yer aldı.Normal gelişim gösteren çocukların yanısıra farklı gelişim gösteren çocuklarla bol bol çalışma fırsatı bulan uzmanımız, 2009’dan beri “Iraz’ ın Oyun Grupları” adlı oluşumu ile alternatif eğitim modellerinden esinlenen aktiviteler yaratarak ebeveyn katılımlı oyun grupları düzenliyor. Toros Suman aynı zamanda,İstanbul’ da özel bir merkezde aile danışmanı olarak çalışmakta.

3 Ocak 2011 Pazartesi

Yeniyıl kutlamalarımız ve çekiliş hediyemiz

Seviyorum yeni yılın ışıltılı caddelerini, alışveriş telaşında insanlarını. Evimde çoluk çocuk, büyük küçük maaile oturulan sofralarını. Çocukken tombala oynardık. Hatta gazeteler bile eklerinde verirdi. Yeniyıldan önce her sene kar yağar mı diye de ümit ederim. Kartpostallarda çok güzel görünüyor karlı ev manzaraları.
Bu yılki yeniyıl kutlamalarımız bir hafta önceden oyun grubu partisiyle başladı. Keyifli aktiviteler hazırlanmış , balonlar, şarkılar, ikramlar, arkadaşlar. Kalabalık içinde bol bol oynadılar.

Birkaç gün öncesinde ise evde ağacımızı süsledik. İpek nazikçe süsleri ağaca asarken Sencer rafya dolamayı tercih etti. Hala ile beraber onların tabiriyle yavru ağacı da süslediler.
Mail grubumuzda yılbaşı çekilişi yaptık. Sevgili Çiğdem ve Eylül Naz'a, Sevgili Nesrin ve Yiğit'e bir yeni yıl masal kitabı hazırladık. Hediyelerimizi de yanına koyup gönderdik. Bizim hediyelerimiz geldi. İpeğe küp yapboz, Hatice ve Çiğdem'den. Fotoğrafınızı keyifle saklayacağız. Sencer'e mıknatıslı hayvan yerleştirme oyunu. Sevgili Fatma ve kızı Azra'dan. Bu arada çok incesiniz İpeği de düşünmüşsünüz. Harika bir yılbaşı kartı . Hepinize çok teşekkür ederiz. Yavrularım çok mutlu oldu. Önce yapboz ile oynamaya başladılar. Konsepti anlamayıp kule yaptılar. Kendi hallerine bıraktım. Doysunlar sonra doğrusunu gösteririm diye düşündüm. Devamında Sencer'in hediyesine geçip hayvanları yerleştirdiler.
31/12 günü koştur koştur işten eve geldim. Hemen mutfak ve masa hazırlığı. Bir yandan ocağa kabak tatlısını koydum. Yeni yılın ilk dakikalarında yemek üzere. Yeniyıla nasıl girersen bütün bir yıl öyle devam eder düşüncesiyle. Halamız hindi ve pilavı pişirmiş. Bayılırım özenli sofralara. Mum ve çiçek olmazsa olmazlarımdan. Mumu ben yaktım yavrular üfledi. Yanına iyiki doğdun şarkısı patlattılar. Ama biz doğumgünü değil yeni yıl kutluyoruz. Bir de altınlı çöreğimiz var, onu bu yıl pişirmedik. Çöreğin içine altın konuyor ve pişiriliyor. Servis yapılırken altınlı dilim kime denk gelirse, yılın en şanslısı o oluyor.
Sonra yılın ilk iş günü, 3 ocak sabahı vapurla Eminönü'ne geçiyorum. Okuduğum gazete köşesinden esinlenerek, yeni bir yıla başladık diye düşünürken neler yaptım dedim ben 2010 da. Her gelen yıl, yeni bir ufuk açmadıkça hayatıma ne farkı vardı yeni yılların eski yıllardan. Düşündüm. 2010 da muhteşem bir sergi gezdim. Hayranı olduğum bir eğitim aldım. Ne yapmamışım. Az okumuşum. Koca yılda sadece 4 kitap. 2011'den ne bekliyorum. Önce sağlık sonra daha az yorulduğum mesai saatleri, daha çok seyahat. Yeni yerler görmeliyim bolca. Beni deşarj ediyor. Bi karavan almalıyız. 40 kere söylersem olur mu? Tanrım dualarım kabul saatine denk gelir mi?
O anda Tanrıdan ses geldi. Vapur yanaştı iskeleye draan diye sarsılarak. Tahta dar iskeleler sürüldü. Bende hayal dünyasından çıkıp kendime geldim. Daha çok çalışman lazım mesajıydı bu. Her sabahki gibi tabanlara kuvvet Cağaloğlu'na yürüdüm. Vakfa vardım. Yeni yılın gerisayımı başladı benim için umutlarımla...

21 Aralık 2010 Salı

posta kartlarımız


Şu teknoloji var ya, hem hızlı hem işimizi kolaylaştırıyor ama hoş geleneklerimizide yok etmese. Bakıyorum arkadaşlarımın hepsinin mail adresleri var ,mektup göndermeye kalksam elden posta adresleri yok. Postacının gelip kapıma bir zarf bırakması, onu heyecanla açmak mail kutuma tıklamaktan bin kat daha keyifli. İyi ki bu etkinliğe katılmışım. Durmamı, düşünmemi sağladı. Toparlayacağım sevdiklerimin adreslerini onlara da kart atacağım . Eskisi gibi bayramlarda, yılbaşlarında. Caddelere kurulan tezgahlardan simli, noel babalı, kar manzaralı kartpostallar alacağım. Tema, Unıcef, Açev gibi kurumların kartlarıda olabilir. Yıllarca saklananlardan. Sms ler gibi bir tıkla silinmeyenlerden. Yavrular büyüdüğünde beraber yazarız. Yeni nesile güzelim adetlerimizi unutturmamak lazım. Bak postacı geliyor şarkısını söylüyoruz bazen. Onların zamanına belki de postacı kalmayacak. Tamamen olmasa da şu anda fatura ve kredi kartı taşıyor postacılar. Sevinçli haberler yerine.

Önce İpek ile hazırladığımız kartları anlatayım. Gelişigüzel makas çalışmaları yapmıştık ancak yapıştırma yapmamıştık hiç. O nedenle ayrı bir deneyim oldu. Alta bütün bir Bozcaada gün batımı resmi yapıştırdık. Onun üstüne ufak ufak Bozcaada özelliklerini yansıtan resimler. Düzeltmeleri yaptım. İpeğin resim kesmek ve yapıştırmak çok hoşuna gitti. Bunları zarfa koyup arkadaşlarımıza göndereceğimizi anlattım. Ne güzel bu çekilişte bizim gibi,ikiz ve üçüz arkadaşlarımız da var.

Tuba, Alya Skye ve Arda Lewis; Dilek, Damla ve Karya; Ansı ve Balca Misis; Ceren ve Kerem'e Sevgilerimizle.
Sencer ile Gökçeada kartları hazırladık. Resimleri fazla fazla print ettim. Yırtılabilir, yavruların elinde yalnış yerlerden kesilebilir diye. Gökçeada kartımızı da Bozcaada gibi hazırladık. Kestik,yapıştırdık ve arkalarını yazdım. Sencer artık herşeyi yapıştırmak istiyor.Pritt i çok sevdi.

Artık kartları arkadaşlarımıza gönderebiliriz dedim. Hayır arkadaşlara vermeyelim dedi. Klasik 2,5 yaş çocuğu işte. Biz bunları gönderelim kendimiz içinde yapalım dedim. O zaman anlaştık.
Seher ve İrem ; Esra ve Defne; Esra ve 3 yavrusuna Sevgilerimizle

9 Kasım 2010 Salı

tüyap kitap fuarı


Yolun neredeyse İstanbul sınırına yakın olması ve çocuklarla otobüs metrobüs yolculuğu zorlar düşüncesiyle kararsızdık. O zaman bugün tiyatroya gidelim. Kırmızı başlıklı kızın kukla oyununa gittik. Oyundan sonra gaza gelip ani bir kararla yola düştük. Otobüs, metrobüs, tekrar metrobüs,ve aktarma otobüsüyle. 2 çocuk, bir sırt çantası, iki balon elimizde. Öncesinde çocukları yolda oyalayabilecek alışverişi yaptık. Su, çubuk, sakız vs. Hem trafik hem yol uzun. Tıklım tıklım metrobüste çişleri gelmesin diye dua ettim. Az gittik uz gittik, dere tepe düz gittik. Yaklaşık 2,5 saatte vardık Tüyap’a . Çocuklarla beraber dolaştık önce.

Tubitak’tan onların alışverişini yaptım. Sonra ayrıldık. Cem ve Sencer Penguen ve Aziz Nesin Vakfının standına gittiler. Sencer mini mini Mualla’yı almış. Bu arada Vakıf çocuk kitapları da basmaya başlamış. İpek ve ben Versus Yayınlarına gittik.

Küçük Kara Balık’a bakarken ,İpek görevli kızın bir sözüne içerleyip ağlamaya başlayınca kitabı bize hediye ettiler. Hep beraber Doğan Egmont Çocuk Şenliğinde buluştuk.

Yavruların çişi yemeği derken baktık vakit sınırlı, ağır ağır dolaşamayacağız. Önce ben çocuklarla şenlikte kalıp Cem yarım saat dolaşmaya çıktı, sonra o çocuklarla kalıp ben çıktım dolaşmaya. Büyük keyif binlerce kitap arasında dolaşmak. Dönüşte elimize extra poşetler dolunca, çocuklara çaktırmadan balonları devre dışı bıraktık. Tekrar metrobüs otobüs zinciri. Eve geldik. Çocuklar yorgunluktan uyudu. Açtık Şirince meyve şarabımızı. Döktük kitaplarımızı ortaya. Bir oh çektik. Ne mutlu..

Iraz ile oyunlar -2


Haftalar geçti Irazla oyunlarımızı yazmayalı. Hem bilgisayar bozulmuştu hemde vakit yoktu. Yavrular gayet keyifli. Eve geldiğimizde birebir devam ediyorlar oynadığımız oyunlara. Neler mi oynadık. Bir hafta, renkli boncuk ve fasulyeleri farklı kaplara ayrıştırmak istedik ama bütün çocuklar karışık doldurmayı tercih etti. Bizde müdahale etmedik. Bu boncukları ufak bir şişeye doldurup marakas gibi salladık.Salla salla dur oyunu. Küçük kırmızı marakaslar eşliğinde şarkı söyledik. Sonra ortaya büyük bir kağıt koyduk. Bütün çocuklarda etrafına sıralandı. Herkesin elinde kırmızı bir boya. İstediklerini çizdiler. En sonda herkes kendi elinin izini çıkardı. Ve makasla kesti.

Ellerimizi çalıştırdık. Şıklat , şaplat, salla ve döndür. Eller başımın üstünde, yanımda, arkamda ve önümde. İpekle Sencerin hala söyledikleri şarkı var. Hatta bunu evde farklı versiyonlara soktular. Masanın üstünde oyuncakları ortaya toplayıp büzül dersem büzülür, kenarlara çekerek süzül dersem süzülür diyorlar.Küçük at tekerlemesi de şöyle. Çocuklar elele tutaşarak içeriye bakan bir çember oluşturur. Ve söylemeye başlarlar.
benim bir küçük atım var
otur dersem oturur (herkes çömelir)
kalk dersem kalkar (herkes kalkar)
büzül dersem büzülür (çocuklar öne gelir,kollar birleştirilir,çember daralır.)
süzül dersem süzülür.(kollar açılarak geri gidilir,çember açılır.)
ayakları rap rap (ayaklar yere vurulur)
Eller şap şap birbirine vurulur.
iki yana sallanarak aslan geliyor kaplan geliyor
Tıp (herkes kımıldamadan durur.)

Başka bir hafta temamız doğaydı. Canlı ve kuru yapraklar. Yağmur, rüzgar. Iraz bir hikayeyle giriş yaptı. Sabah kalkmış hava çok soğukmuş,üşümüş,hırkasını giymiş.Dışarı çıkmış. Rüzgar esiyor. Herkes paraşütün bir ucundan tutup rüzgar varmış gibi salladık. Bir o yana bir bu yana vuuuuu...Aniden yağmur bastırdı şakır şakır. Paraşütün altına saklandık. Yağmur durunca yolda yürürken bir ceviz ağacına rastladık. Ceviz ağacı bize nelermi söyledi.
Ceviz adam şip şap şop
Burnu uzun lu lu lu
Kaşları keman gıy gıy gıy
Saçları rüzgar vu vu vu
Göbeği davul güm güm güm
Bize güler hah hah hah
Sonra yürümeye devam . Yere paraşüt serilir. Çantadan çeşit çeşit canlı yapraklar çıkar. Hepsi tek tek incelenir. İğne yapraklıdan geniş yapraklıya kadar. Kırmızı sarı yapraklar gruplanır. Birde uçları tırtıklı, tırtılların yediği yaprakları bulduk. Devamında canlı yaprakları kaldırıp fırınlanmış kuru yaprakları inceledik. Tüm çocuklar kuru yaprakları ellerinde ufaladılar. Irazın dağıttığı yaprak resminin üstüne uhuyla , ufaladıkları kuru yaprakları yapıştırdılar ve kendi yapraklarını yaptılar.

20 Ekim 2010 Çarşamba

17 EKİM 2010 montessori matematik semineri


Mini bir test ile başladık seminere. Hangisi daha çok? Aynı miktardaki sıvının farklı formlardaki şişelerde ne kadar göründüğünü konuştuk. Oyun hamurundan yılan ve top yaptı Hilal Hanım. Hangisinin daha büyük göründüğünü sordu. 3 yaşındaki çocuğun yılanın daha büyük ve uzun şişenin daha çok olduğunu söyleyeceğinden bahsettik. Sonra Montessorinin matematiğe bakış açısını anlattı. İtard ve Seguın 'in zihinsel engelliler için yaptıkları çalışmalardan esinlenmiştir. 6 yaşına kadar emici zihine sahip olan çocuklar, duyduklarından çok gördükleriyle öğrenirler. İlk materyaller hareket etmeyi gerektirirken ileriki dönemlerde bu ihtiyaç azalıyor. Somut materyallerle miktar ve sembolü zihinde bir araya getiriyor. Bu materyallerin aslında 3.5 yaşından itibaren sunulduğunu ancak duyu materyalleri ile çalışmanında matematiğe hazırlık olduğunu ve 0-3 yaş arasında sofra kurarken her tabağın yanına bir çatal koy, herkese 2 köfte koy veya marketten 2 paket bisküvi alalım gibi doğal konuşmaların kalitesini artırarak matematikle olumlu bağlantı kurulabilir dedi.
KIRMIZI MAVİ ÇUBUKLAR
Çubuklar halıya karışık olarak getirilir. Halının uzun kenarına kırmızı uçları sola gelecek şekilde ve en uzunundan başlayarak kısaya doğru dizilir. Dizme işleminden sonra ilk 3 çubuk öne çekilir.

1.AŞAMA
Birlik çubuğu elimize alırken, bu birlik çubuk deriz ve üç parmağımızla üstüne dokunarak 1 diye sayarız. Çocuğunda sayması için verilir. Diğer çubuklarda aynı şekilde sayılır.
2.AŞAMA
3 çubuk sayıldıktan sonra yerleri değiştirilir. Bana 3 lük çubuğu ver , hangisi 2 lik çubuk gibi sorularla çocuğun çubukları tanıması sağlanır ve her seferinde çubukların yerleri değiştirilir. Çocuğun yaptığı her işlemden sonra eğitimci çubuğu sayar.
3.AŞAMA
Bu kaçlık çubuk diye sorarız ve eğitimci her işlemden sonra çubuğu sayar. Çocuğun çubukları adlanırması sağlanır. Eğer çocuk 1-2-3 ü biliyorsa 4-5-6. çubuklarla çalışmaya geçilebilir veya materyal yerine kaldırılır.
ZIMPARA RAKAMLAR
Bu materyalle saydığımız sayıların yazılışını öğreniriz.
1.AŞAMA
1 rakamı ile başlarız. İşaret ve orta parmağımız ile rakam sıvazlanır ve 1 denir. Çocuk aynı işlemi tekrarlar. 2 ve 3 rakamı aynı şekilde çalışılır.
2.AŞAMA
Zımpara rakamlar karışık dizilir. Bana 2 yi göster deriz. Çocuk 2 yi sıvazlayarak gösterir. Çocuk tarafından rakamların tanınması sağlanır.
3.AŞAMA
Bu kaç veya bana bir rakam ver, hangi rakamı verdin diye sorulur. Rakamların adlandırılması sağlanır. İlk 3 rakam öğretildikten sonra her yeni 3 rakamda önceki öğrenilenleride ekliyoruz. Üç aşamalı öğretime devam ediyoruz.
OYUNLAR
1- Zımpara rakamları 1 ve 0' ı yanyana getirip 10'u tanıtırız. Bir grup çocukla yada bir çocukla oynanabilir. Örneğin 1 - 4 ve 0 rakamları alınır. Birinci çocuğa burda yazan kadar boncuk getir, diğerine bu miktar kadar mekik getir, başka bir çocuğa burda yazan miktar kadar bardak getir denir ama sıfır olduğu için getiremez. Getirilen malzemeler sayılır. Rakamlar sıvazlanır ve yerine kaldırılır.
2- Zımpara tabletin üzerine ince kağıt konur. Alttaki rakamın izinin çıkması için üstteki kağıt, boyayla boyanır. İzi çıktıktan sonra kulak çubuğuyla üzerine tutkal sürülür. Onun üzerine renkli kum dökülür. 10'a kadar say ve kağıdı kaldır. Üzerindeki fazla kumlar dökülsün. Bu kağıtlarla sayı kitapçığı hazırlanabilir. Renkli kağıt ve irmikle 3 yaşta yapılabilir.
MEKİK KUTUSU
Çocuk sıfırı tanımıyorsa zımpara rakamla tanıtılır. Tablet yerine konur. Diğer rakamları tanıyorsun deriz. Kutunun üzerinde yazan rakam söylenir ve iki parmağımızla sıvazlanır. Bu rakam kadar çubuk yüksek sesle sayılarak ele alınır ve bölmelere tekrar sayarak konur. Hata kontrolü bölmelere eksik yada fazla mekik yerleştirmek. Tüm çubuklar bölmelere yerleştikten sonra sıfıra ait bölüm boş kalır ve sıfırın hiç olduğunu anlatırız.

LASTİK YADA KURDELE İLE BAĞLAMAK
1 rakamının yazdığı bölme dışındaki mekikler sırayla alınır, sayılır, demet şeklinde lastiğe geçirilir , kurdele ile bağlanır ve yerine konur.
SAYILAR VE PULLAR

Sayı tabletleri 1'den 10' a kadar karışık halıya konur. Sıralanır ve çocuk tabletleri okur. Kesme rakamlar kutudan çıkarılır ve tabletlerin üzerine yerleştirilir. Aynı olduğu görülür. Kesme rakamlar aşağıya sayı tabletlerinin altına çekilir ve sayı tabletleri yerine kaldırılır. Kesme rakamları karıştırırız ve çocuk onları yeniden dizer. Pullar kesme rakamların altına sayılarak yerleştirilir. Bu sırada tek sayılardaki tek kalan pullar üstteki iki pul ortalanarak veya sola yanaşık yerleştirilir. Birkaç sayıdan sonra isterse çocuk yerleştirebilir. Yanında arkadaşı olmayan pulları ve sayıları aşağıya çekeriz. Veya 1'de kalemim takılıyor aşağıya inemiyor. (1-3-5-7-9) 2'de kalemim takılmıyor. Pulların arasından geçiyor deriz. (2-4-6-8-10) Takılanlar aşağı çekildikten sonra tek yada çift ifadesi kullanmıyoruz. Sayı grupları teker teker çocukla okunur. Önce alttakiler sonra üsttekiler toplanarak materyal yerine kaldırılır.
SAYI TABLETLERİYLE KIRMIZI MAVİ ÇUBUKLARIN KOMBİNASYONU

Sayı tabletleri halı üzerine getirilir. Çocuğa 10 sayısına ait tablet bilmiyorsa tanıtılır ve diğerlerini sen tanıyorsun deyip teker teker okutulur ve sağ köşeye konur. Tabletlerden biri çocuğun önüne konur ve okutulur. Bu tabletteki sayıya ait çubuğu getirmeni istiyorum der. Çubuklar başka bir halının üzerinde yada dolapta duruyor olabilir. Çocuğun getirdiği çubuk sayılır ve ait olan tablet yanına konur. Tüm sayı çubukları getirilinceye kadar devam eder.
TAMAMLAMA
Halı üzerine çubuklar ve sayı tabletleri karışık getirilir. 10 luk çubuk halının kenarına konur. Hangi çubuklarla 10 luk çubuk yapabiliriz deriz. 9 luk çubuk alınır, sayılır. 9 sayı tableti altına konur. Bu 9 luk çubuğu 10 luk çubuk boyunda yapmak için hangi çubuğu koymalıyız deriz. Birlik çubuğu yerleştiririz. 9 luk ve 1 lik çubuk, 10 luk çubuk kadar eder. Toplama yaptırmadan sezdiriyoruz. (8+2 , 7+3, 6+4) Başka bir zaman diğer sayı çubukları için bu işlem yapılır.
TAHMİN ETME OYUNU
Bu masanın yüksekliği hangi kırmızı mavi çubuk kadardır. Sandalyenin ayağının boyu 3 lük çubuk kadardır. Çocuklar birbirlerinin boyunu ölçebilirler. Bunun gibi hareketlerle oyun zenginleştirilir.
RENKLİ BONCUK DİZİLERİYLE MERDİVEN YAPMA

1 Kırmızı, 2 yeşil, 3 pembe, 4 sarı, 5 açık mavi , 6 mor, 7 beyaz, 8 kahverengi,9 koyu mavi. Boncuklar çocuk ile birlikte tek tek penayla sayılır. Eğitimci birlik boncuğu alır, çocuğun önüne koyar,bu birlik boncuk der. sırayla ikilik boncuk , 3lük boncuk sayılır. 1 den 9'a kadar aşağıdan yukarı doğru sıralanır. Eğitimci çocuktan karışık olarak boncuklar ister. 3 lük boncuğu verirmisin. 5lik boncuğu verirmisin. Eğitimci çocuktan aldığı boncuğu sayar ve ters üçgen şeklinde sıralanır. Çocuk isterse boncukları sayarak sıralar.
ALTERNATİF ÇALIŞMALAR

a) Boncuklarla aynı renk kalemler alınır. Resimdeki gibi boncuklar ve aynı renk kalemler yanyana eşleştirilir. Boş bir kağıda renkli kalemlerle en üste kırmızı bir daire boyanır. Altına yeşil kalemle 2 küçük daire boyanır. Boncuklardan oluşan üçgenin aynısı renkli kalemlerle boyanır.

b)Tek gözlü delgeç, boncukların renginde fon kağıtları,tutkal gerekiyor. Boncuk adedinde ve renginde delinen kartonlardan çıkan daireler tutkalla boş bir kağıda üçgen oluşacak şekilde yapıştırılır.
BELLEK OYUNU

Üzerinde miktarların yazılı olduğu kartlar hazırlanır ve çocuklara dağıtılır. Birinci çocuğa denir ki kartında yazılı olduğu kadar mekik çubuğu getir. Diğerine sen kartında yazılı olduğu kadar kalem getir. Bir başkasına kartında yazılı olduğu kadar barbunya getir denir. Böylece 10 kart tamamlanır. Her çocuk getirdiği malzemeyi dizer ve kartını altına koyar. Kim barbunyaları getirdi diye sorulur, kartı açılır. Ayşenin kartında 6 yazıyor. Ayşe 6 barbunya getirdi diye sayılır ve herkesinki açıklanır. Materyal yerine kaldırılır.
ALTIN BONCUK MATERYALİ TANITIM TABLASI

Bir ahşap tabla içersinde bölmelerde 1lik,10luk,100lük ve 1000lik boncuklar.
1.AŞAMA
Eğitimci eline birlik boncuğu alır,dokunur sonra cocuk inceler. Eğitimci bu birlik boncuk der.Biz buna sayarken 1 diyoruz. Onluk boncuk çubuğunu eğitimci eliyle yoklar, sonra çocuk yoklar. eğitimci bu 10luk boncuk der.Birlik boncuğu eline alarak 10luk boncuğu bir birlik, iki birlik, üç birlik diye sayar. İsterse çocuk ta sayabilir. Sonunda 10 birlik bir onluk eder deriz. 100lük yüzeyi alırız, yoklarız, çocuğa yoklatırız. 10luk boncuğu alırız. yüzlük yüzeyin üzerinde göstererek 1 onluk,2onluk,3 onluk diye saymaya devam edilir. on onluk bir yüzlük eder. Sayarken buna 100 deriz. Eğitimci binlik küpü eline alır,yoklar ve çocuğa verir yoklaması için. yüzlük yüzey ile 1000lik küp sayılır. bir 100lük, iki 100 lük , üç 100lük diye on yüzlüğe kadar sayılır. 1o yüzlük 1 binlik eder deriz.
2.AŞAMA
Boncuklar karıştırılarak bana birlik boncuğu göster,hangisi 10luk deriz. tüm boncuklar sorulur ve her seferinde yeri değiştirilir.
3.AŞAMA
Bu kaçlık boncuk diye sorarız. Adlandırma yaparız.
SAYDIĞIMIZ BONCUKLARIN SAYI KARTLARI İLE YAZILIŞI

Beyaz zemin üzerine yeşil renk ile yazılmış 1, mavi renk ile yazılmış 10, kırmızı renk ile yazılmış 100, yeşil renk ile yazılmış 1000 sayı kartları. Sırayla birlik,onluk,yüzlük ve binlik boncuklar masa üzerine çıkarılır. Çocuk çıkarılan boncuğun adını söyler. Birlik boncuk gibi. Eğitimci birlik boncuğun altına kartlardan 1 rakamını koyar. 10luk boncuğun altına 10 rakamını ve diğerlerini yerleştirir. 1,10,100,1000 olarak adlandırır. Sayı boncukları kaldırılır. Sadece sayı kartları kalır. Yerleri değiştirilir. Bana 100 ü göster, hangisi 10, bu kaç diye sorarız. 3 aşamalı öğretim gösterilir.
YILAN OYUNU 10'a TAMAMLAMA

Renkli yılanı altın yılana çeviriyoruz. Çocuğa belli etmeden 10luk yapacak renkli boncukları yanyana yılan gibi dizeriz.(8+2, 6+4, 5+5, 9+1). Eğer çocuk ilk boncuğun renginden değerini biliyorsa sayılmadan , ikinci boncuk üzerine eklenir. Çocuk öğrenmemişse tek tek de sayılabilir boncuklar. Sayılar her 10'a tamamlandığında bir altın boncukla değiştiririz.
SEGUİN TABLASI -1-

1'den 9'a kadar renkli boncuklar, 9 adet onluk boncuk, 1'den 9'a kadar sayı tabletleri, üzerinde 10 yazılı tabla halı üzerine konur. Rakamlar ait oldukları tabla üzerindeki bölmelere yerleştirildiğinde, sadece sıfırın üzeri kapatılır ve 11'den 19'a kadar sayılar yazılır. İlk çalışmada boncuklarla 11 yapılır. Tablanın yanına konur. 1 rakamı alınarak tablaya yerleştirilir,11 yazılır ve adlandırılır. 12 ve 13 aynı şekilde yazılır. Tablaya takılan 1-2-3 rakamları karıştırılır ve bana 12 yaz, bu kaç, 13 hangisi gibi sorularla üç aşamalı öğretim uygulanır. Çocuk öğrendikçe 19'a kadar çalışılır.
SEGUIN TABLASI -2-

Bu tabla üzerinde 10'dan 90'a kadar sayılar yazılmıştır. Bir onluk boncuk yanına birlik boncuk konur. 11 diye okunur. Tablaya 1 rakamı yerleştirilir ve 11 oluşturulur. Sonra 1 rakamı çıkarılır. 11'in yanına bir birlik boncuk daha konur ve 12 diye okunur. Tablaya 2 rakamı yerleştirilir. 19 a kadar bu şekilde çalışılır. 1 onluk boncuk ve 9 birlik boncuğun yanına bir birlik boncuk daha geldiğinde , on birlik bir onluk eder deriz ve on birlik bir onluk boncukla değiştirilerek aşağıya çekilir.20 sayısının yanına. 3 onluk olunca 30 olur ve bir aşağıya kaydırılır. Böylece onar onar 90 a kadar çalışılır. 1olukların arasındaki sayılar (41-42-43-44 gibi) zaman içinde, yavaş yavaş 99 a kadar çalışılır.
KUŞBAKIŞI GÖRÜNÜM

Sayı sembolleri (sayı kartları)ve boncuklar halı üzerine dizilir.Pekiştirme amaçlı bazı çalışmalar yapılabilir.
BİRDEN FAZLA BASAMAKLI SAYILAR YAZMAK

Çocuğa tepsi içinde farklı basamaklardan sayı kartları hazırlanır. Çocuk bu sayılara ait boncuk materyali tepsiye yerleştirir. Eğitimci boncukları sayarak bu miktarları ve sayı kartlarını tepsi dışına çıkarır. En büyük basamaktan en küçüğe doğru alt alta gelecek şekilde. bunları okurken en büyük basamağın uygun yerlerine yerleştirir.
BANKA OYUNU
TOPLAMA

Tüm boncuk materyali masa üzerine hazırlanır. Çocuklardan biri banker olarak masaya oturur. Başka bir masaya küçük sayı kartları yerleştirilir. (2 takım). Yere büyük kart takımı yerleştirilir. Eğitimci çocukların tepsilerine küçük kart takımları ile sayıları yazar. Çocuklar tepsilerinde yazılı kadar olan miktarı bankadan alıp gelirler. Getirilen miktarlar eğitimcinin tepsisine konur. Çocuklar sayı kartlarını halı üzerine çıkartırken kaç onluk kaç yüzlük kaç binlik getirdiklerini söylerler. Sırayla eğitimcinin tepsisindeki birlikler, onluklar, yüzlükler,binlikler sayılır. Birlikler sayılırken 10 taneyi aşıyorsa 10 birlik bankadan 1 onlukla değiştirilir. Kalan birlikler 10luk etmiyorsa büyük kart takımıyla yazılır. Sırayla aşan durumlarda 1o onluk bir yüzlükle, 10 yüzlük bir binlikle bankadan değiştirilir. Kalan büyük kart takımıyla yazılır. Üstte küçük kart takımıyla toplanan rakamlar altta toplamı belirten büyük kartlar yazılır. Ayrıca banka oyunu ile çıkarma çarpma ve bölme işlemleride yapılır.