Aslında bi yandan üzüldüm. Son derece karşıyım hayvanların kapatılmasına kafeslere. İsterim ki toprakta eşelensin . Böcek, ot yesin. Doğal ortamda olsun. İşten dönünce kapıdan elimi kolumu çeke çeke kutunun yanına getirdiler beni. Ta ta ta taaaam İşte kuşlar. Nasıl heyecanla anlatıyorlar. İpek habire eline alıyor. Bi defasında kakasını yapmış eline. Biraz yem biraz su. İki tanede mısır koçanı içinde. Çocukken 5.katta 2 civciv balkonda beslemiştim. Büyüdüler büyüdüler .Birgün balkonun pervazından apartmanın bahçesine uçmuşlardı. Hiçbişey olmadı. Aşağıda otlamaya devam ettiler. Koştum aldım yukarıya. Sonra temelli ayrılığımız bigün dudağımı gagalamasıyla mahalle kasabında oldu.. Bugünse bıldırcınlarla ilgili tek bildiğim şey yumurtalarının faydası. Açtım interneti. Nasıl bakılır, ne yer, nerede ne kadar yaşar bu kuşlar. Evde tubitakın civcivler ve yumurtaları diye bir kitabımız var. Onu okuyayım çocuklara . Tek tek baktım sayfalarına bıldırcınlarla ilgili hiçbişey yazmıyor. Kuşlar ellerinde. Babaanne mutfaktayken, yavrular çıkarmışlar kuşları. Dolabın arkasına girmiş. Babaanne koooş. Kuş kayboldu. Bulup tekrar kutusuna koymuşlar. Bide kakasını yapmış yere. Sencer babanneye elletmemiş. Ben kendim ıslak mendille sileceğim.
Bakalım ileriki günlerde kuşlarla maceralarımız nasıl olacak. Şimdilik sadece anlatıyorum. Kuşların yanında alçak sesle konuşalım. Çünkü onlar çok ufak ve korkarlar. Elimizde nazikçe tutalım. Ellerimizi sık sık yıkayalım. Ertesi gün dede yumurtacıdan saman almış gelmiş. Baba ahşaptan kafes yaptı içine samanları doldurdular. +3 bıldırcın daha geldi. Oldu mu 5 tane. suluklar , yemlikler alındı. Bizimkilerde bi heves. bence ev ortamında yumurtlamaz. Yumurtlayacaklar mı acaba . Yahu hergün mıncıklanan hayvan yumurtlar mı . Bekleyişteler….